YAZMAK SANATTIR,
BİR GÜNÜN ARDINDAN
29.04.2026 - Çarşamba 16:27

Ve yine bir gün…
Alarmın sesiyle uykudan uyanmıştım.
Sıradan, monoton bir gün olacaktı gene benim için.Yataktan kalk, yatağını topla, perdeyi aç, kahve yap, hazırlan ve işe git…
Ben bunları düşünürken, telefonum çın çın… whatsapp’ıla mesajı düştü bile “ Günaydın canımın içi ”
Arkadaşımın sıcacık mesajı, kilometrelerce uzakta olsa bile başkası tarafından hatırlanmak ne güzel birşey, İşte benim için hayat yeniden başladı, öylesine alışmıştım ki, onun minik ama anlamlı mesajlarına…
Oysa ki bugün içimde farklı bir his vardı, bu bana garip geldi çünkü ben çok önceden bırakmıştım bir şeyler hissetmeyi Ben unutmuştum insanlık duygularını Ve Mutluluk… Koca bir kahkaha attım arkadaşımın mesajını görünce. “Günaydın Canımın içi”
Hatırlanmak ne güzel birşey ama ben hatırlamıyordum bile kaç gün, kaç ay belki de kaç yıl olmuştu ben mutlu olalı. En son o gün mutlu olmuştum doğum günümdü, buluştuğumuzda, masamın gül yapraklarıyla donaltıldığında, kendimi bulutların üstünde sanmıştım, daha sonra da kendime yasaklamıştım mutlu olmayı. Çünkü o yoktu artık, sebepsiz yere küstü bana… Gitmişti, kilometrelerce uzağa başka şehire…
Onun gitmesiyle birlikte gömülen yaşam enerjim gitgide beni insanlığın dışına çıkarıyordu.Aynaya baktım, karşımdaydı her şeyin suçlusu. Kaç ay olmuştu? Ay olamayacak kadar onsuz kalmıştım. Telefonuma düşen, içimi sıcacık yapan “Günaydın canımın içi” mesajına bende koskoca bir kalp yolladım…. Dayanamadım… Telefona sarıldım… aynı sıcaklıkla açtı telefonunu, deniz kenarındaydı, anlaşılan yazın keyfini çıkartıyordu, dalga sesleri kulağıma geliyordu…Atalarımızın güzel bir sözü vardı, “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır “ diye.. Bizde konuştuk… uzun uzun konuştuk, hatalarımızı masaya yatırdık, özür dilemek ikimiz içinde onur kırıcı birşey değildi ki, ikimizde birbirimizden özür diledik… Kısaca barıştık…
Offfff konuşmaya adeta hasret kalmıştım, işe gitmem lazımdı, hazırlanıp evden çıkmam 15 dakikamı almıştı. Eskiden kahvaltıyı çok seven ben, şimdilerde sabahları ağzıma bir lokma dahi sokamıyordum. O yanımda olmadıktan sonra ne anlamı vardı ki kahvaltı yapmamın.Telefonu kapatmamla birlikte bir koşuşturmaca başladı, duş bile alamadım, terli terli üzerime bireyler geçirdim… Arabamın anahtarını kaptığım gibi evden fırlamam bir oldu, evin kapısını kilitlemeyi unutmuşum…..
İş yerine vardığımda herkes işinin başına geçmişti. Bugün kendimi bir başka mutlu hissediyordum, sadece 3 kelime “Günaydın Canımın İçi” beni çok ama çok mutlu etmişti.
Koşarak odama geçtim ve defterimi alarak bugünkü işlerimi not almak için patronumun yanına gittim. Kapıyı tıklatarak içeri girdim.
‘’Seçil! niye geç kaldın? Ben sana dedim geç kalınmayacak işe diye.’’ hemen saatime baktım.
Hadi ama! sadece 10 dakika geç kalmıştım bu kadın gerçekten hayatınızda görüp görebileceğiniz en dakik insandı, hemen ellerimi hareket ettirerek cevap verdim
‘’Sude Hanım, acele işe şeytan karışır, kaza yapmak istemediğim için yavaş geldim, kusura bakmayın tekrarlanmayacak.’’
‘’Umarım öyle olur Seçil çünkü hem her şeye atasözü kullanarak cevap vermen çok itici, anlayamadın mı bunu hala? zaten işinde başarılı olmasan, bir saniye tutmam seni şu odada.’’
Düşünülmeden söylenen sözler ne kadar da canımızı acıtıyordu değil mi? Karşımızdaki acaba üzülür mü diye düşünmeden ağzımızdan çıkan o cümleler insanlara o kadar acı veriyor du…
Cümlenin altında ezilerek odadan çıktım. Sustum, ekmek parası işte böyle duyarsız insanların karşısında elpençe bırakıyordu, İnsanlar bazen çok acımasız oluyorlardı seni doğduğunuza pişman edebilirlerdi. Hele ki benim gibi hayat mücadelesi veren insanlara uygulanan kötü yaklaşım psikolojik olarak ayakta durabilmeyi zorlaştırıyordu.
Toparlanarak odama geçtim bugünkü işlerim fazlasıyla çoktu umarım randevuma geç kalmazdım.
Çünkü iş çıkışında doktor randevum vardı. Aslında ben hayatı dolu dolu yaşayan biriydim, geçmişte arkadaşımla birlikte gittiğimiz Türkü barda, sahne dibindeki masamızdan sanatçıya eşlik ettiğimde, başta arkadaşım olmak üzere orada ki müşterilerinde alkışlarını almıştım ama, adını anmak istemediğim bir hastalıkla mücadeledeydim, işte bugün benim için çok önemliydi… Patoloji sonuçlarını alacaktım…
Bu mücadelemi arkadaşımda biliyordu da bilmiyorum pek önemsemiyor gibiydi sanki, çünkü bir keresinde demişti başa, “ Takma kafana, moralini bozma, geçer gider” söylemek kolayda … Gel onu birde bana sor…. Uzun ve yorucu bir günün ardından, soluğu hastanede almıştım, doktorumun odasına girdiğimde.. Doktorumu bana bakarak gülmesini çok garip bulmuştum… Çok geçmedi… Doktorum bana Müjdeyi verdi… “Seçil, patoloji sonuçların geldi, testler tertemiz müjde bu hastalığıda yendin”
İşte dünyalar benim olmuştu…
Doktorumun odasından çıktıktan sonra, koridorda rastladığım ilk koltuğa iliştim, telefonumu açıp, Whatsapp’tan bu kez ben mesaj attım…
“İyi akşamlar canımın içi…. Hastanedeyim, Patoloji sonuçlarım tertemiz çıktı, artık ömür boyu başına belayım “
Sanırsın ki telefon elindeymiş, anında telefonum çalmaya başladı, hemen açtım, karşımda arkadaşım…
“Demiştim sana canımın içi… Takma kafana, gelir geçer diye… bak haklı çıktım…” Yeniden dünyaya hoş geldim… Artık bırakmayacağım seni…. İyi ki varsın İyi ki tanımışım seni bir tanem.
Bu günde böyle geçti değerli okurlarım, haftaya başka bir konuda buluşmak üzere kalın sağlacakla…
Seçil Eskioğlu
Gazeteci - Yazar
PAMUK BENİM KEDİM
AHDE VEFA
KISKANÇLIK !
KAFA DİNLEMEK
YAZMAK SANATTIR,
BİR GÜNÜN ARDINDAN
ÖKSÜZ VE YETİM
NE YAZSAM DİYE DÜŞÜNÜRKEN !
MANTIK MI ? SEZGİ Mİ?
YANAN ORMANLAR DEĞİL, BİZİM CİĞERİMİZDİ…