“Başarı, Düşerken Bile Yürümeye Devam Etmektir."
ESKİDENDİ...... MEVSİMLER İNSAN GİBİYDİ !!..
30.04.2026 - Perşembe 13:47

Eskidendi… Mevsimler takvim yapraklarından ibaret değildi; zamanın içinden geçer, insanın içine değerek değişirdi. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış yalnızca hava durumu değil, birer hâldi; insan ruhu gibi ağır ağır gelir, iz bırakarak geçerdi. İlkbahar eskiden bir uyanıştı; toprağın nefes aldığını duyardık, yağmur acele etmeden yağar, çamur olurdu ama bereketti o çamur, insan da beklemeyi öğrenirdi. Ağaçlar yeşermeden önce susardı insan; ilk tomurcuğu görmek bir mucizeye tanıklık etmek gibiydi, pencereler açılır, evlerin içine hava değil umut girerdi, affetmek daha kolay, başlamak daha mümkündü. Yaz eskiden aceleci değildi; güneş yakardı ama incitmezdi, zaman uzardı, günler genişlerdi, sokaklarda çocuk sesleri, akşamlarda bitmeyen bir ferahlık olurdu. Ter yorgunluk değil canlılık demekti; deniz, gökyüzü, açık pencereler insanın kendini dışarıya bırakmasıydı, saklanmadan, örtmeden, cesurca; gülüşler daha yüksek, hayaller daha pervasızdı ve yaşamak gerçekten yaşamak demekti. Sonbahar eskiden hüzün değil bilgelikti; yapraklar düşerken kimse telaşlanmaz, gitmenin de bir zamanı olduğunu öğrenirdi, rüzgâr sertleşir ama anlam kazanır, insanın fazlalıklarını savururdu. Vedalar daha sakin, kabulleniş daha olgundu; kahveler daha sıcak, konuşmalar daha derin, sessizlikler daha doluydu; insan kendine döner, neyi tutup neyi bırakacağını anlar, kayıplar acıtsa da büyütürdü. Kış eskiden korkutmazdı; soğuk düşman değil sığınak olurdu, evler içten ısınır, soba başında anlatılan hikâyeler zamanın yerini tutardı, kar yağınca her şey eşitlenir, beyazlık insanın içini de sadeleştirirdi. Kış yavaşlamaktı; susmak, dinlemek, toparlanmak, güçlenmek için durmanın da bir mevsimi olduğunu hatırlatmaktı. Eskiden mevsimler birbirine saygılıydı; hiçbiri diğerini kovmaz, her biri zamanını ve yerini bilirdi, insan da öyleydi; acele etmezdi hissetmeye, bir duygu bitmeden yenisine koşmazdı, beklemek kusur değil erdemdi. Şimdi mevsimler hızlı; ilkbahar gelmeden yaz basıyor, yaz bitmeden kış çöküyor, sonbahar arada kayboluyor; tıpkı duygular gibi yarım kalan sevinçler, aceleye gelen umutlar, tamamlanamayan hüzünler… İnsan da mevsimler gibi yoruldu. Ama yine de bir yerde hâlâ eskisi gibi gelen bir ilkbahar vardır; bir sabah camı açtığında içine dolan o tanıdık koku, bir yaz akşamı gökyüzüne bakarken kalbin genişlediği o an, bir sonbahar günü içini acıtan ama büyüten sessiz rüzgâr, bir kış gecesi yalnız ama güvende hissettiğin o derin duruş… Mevsimler değişti belki ama insan hatırladıkça eskimez; belki de mesele mevsimler eskiden güzeldi demek değil, biz eskiden daha yavaş, daha dikkatli, daha canlıydık demektir. Eskidendi… ama tamamen kaybolmadı; insan isterse içinde hâlâ dört mevsimi birden taşıyabilir ve her birine zamanı geldiğinde yer açmayı yeniden öğrenebilir. 🌙
Bi sonraki Yazimda görüşmek üzere sevgimle kalin kiymetli okurlarim
SEÇİL ESKIOĞLU
GAZETECİ /YAZAR
“Zengin Daha Zengin, Fakir Daha Yorgun: Orta Sınıf Nereye Gidiyor?”
“Zamanın Kalbine Yazılmış En Derin İsim: Anne”
Maltepe Belediyesi’nden ‘Ortak hikâyeler, ortak çözümler’ paneli
Birbirinden renkli korolar Maltepe’de sahne alıyor
Kartal Belediyesi’nden Öğrencilere Trafik ve İlk Yardım Eğitimi
Kartal Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi, AFAD Ağır Seviye Akreditasyonu Aldı
Maltepe’de sağlıklı yaşlanmayı destekleyen atölye çalışması yapıldı
Başkan Köymen, Anneler Günü kutlama programına katıldı
KANTE FENERBAHÇE’DE
“Sosyal Medya: Gerçek Hayatın Katili mi?”